 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: İSLAM FIKIHI ANSİKLOPEDİSİ - 8 CİLT (1.HAMUR) |
 |
"FIKIH" Arapça "fe-ku-he" maddesinden gelir. Sözlük anlamı ile "bir şeyi iyi kavramak, anlayışlı olmak, bilmek" demektir. Bu açıdan "ilim"den biraz farklıdır. "Ilim" nasıl olursa olsun bilmek, "fıkıh" ise, işin esprisini kavramak, inceden inceye bilmek, demektir. "Fıkıh" sonradan şeriat ilimlerini (Kitap ve Sünneti) bilmeye ad olmuştur. Daha sonra da hüküm isteyen furû mes'elelerine ve onları bilmeye denmiştir. Rasûlullah (sav) döneminde "fıkıh", bugünkü tahsîsî (spesifik) anlamında değildi. Meselâ o: "Allah kime hâyir dilerse onu dinde fakîh kılar", "Insanlar madenler gibidirler. Cahiliyette seçkin olanları, fıkhettikleri takdirde Islâm'da da seçkin olanlardır." Ibn Abbas için: "Allah'ım, onu dinde "fakîh" kıl ve ona Kur'ân'ın te'vilini öğret" buyururlarken "fıkhı", hep bu genel anlamda, yani iyice anlama ve kavrama anlamında kullanmıştır. Fıkıh, tabiin dönemine kadar bu anlamda kullanılmış olacak ki, Imam-i Azam onu: "Kişinin lehine ve aleyhine olan şeyleri bilmesidir" diye tarif etmiş ve itikad esaslarından bahseden eserine "el-Fıkhu'l-Ekber" yanî, iyi anlaşılması gereken en önemli mes'eleler adını vermiştir. Daha sonra, ilimlerin çok detaylı ihtisas dallarına ayrılmasıyla da fıkıh, "şer'î ve amelî mes'eleleri bilmektir" diye tanımlanmıştır.
Her ne olursa olsun, fıkıhla ilgisi olmayan bir müslüman düşünülemez. İşte bu mulahaza ile bizler "fıkıh" penceresini biraz aralayacak ve onun genellikle tahsîsî anlamıyla, günübirlik mes'elelerimize çare arayacağız. Şimdilik yapacağımız sadece nakil anlamında fıkıhtır. Yani bizler şu anda, fıkıhla meşgul olduğumuz için mecazî manâda fakihiz. Halimize, şu ana kadar aldığımız yola, yapılması gerekenlere göre yaptıklarımıza baktığımızda hakiki anlamda fakîh, yani müctehid olamayacağımızdan korkuyoruz. Ama Allah'ın lütfûnu, bize: "Ya Rab, bizi muttakilere imam kıl" diye dua öğretmesini ve O'nun sonsuz hazinesini düşündükçe yani olana değil, oldurana baktıkça da bunun zor olmadığını görüyoruz ve istiyoruz.
Işin diğer yönüne gelince:
"Fetvaya en cüretkâr olanınız ateşe de en cüretkâr olanınızdır" hadîs-i şerifini biliyoruz. Bu cüretkârlığı göze alamayız. Onun için yazacaklarımız terim anlamıyla "fetva" olmayacaktır. Çünkü gerçek anlamı ile "fetva" "müftî"nin işidir. Müftî ise müctehid olmalıdır. Biz şimdilik müctehid olmadığımıza göre yapacağımız işe de "fetva" vermek değil, fıkıhtan verilmiş fetvalardan aktarmalarla güncel meselelerimize çareler teklif etmek olacaktır. Şimdilik müctehid değiliz, dememiz iddiali olarak karşılanmamalıdır. Çünkü biz bunu söylerken kendimizi değil, işaret ettiğimiz gibi verecek olanı düşünerek söylüyoruz. O'nun vergisine sınır getirme hakkına sahip değiliz.
Alim programı yaklaşık üzerinde iki yıl çalışılarak elde edilmiş bir programdır. İnsanların kavram kargaşası içerisinde boğulduğu günümüzde böyle kapsamlı İslam Fıkhı Ansiklopedisi niteliğindeki bu programa gerçekten büyük ihtiyaç vardı.Elhamdülillah bunu geçekleştirdik.
İnsanlar artık Fıkıh la alakalı sorularını en kısa kestirme yoldan Alim Programından öğrenebileceklerdir. Bunun yanında çok değerli hocalarımıza halktan gelen bazı önemli sorular da programa alınmış ve misal teşkil edilsin diye bazı Fıkhi terimler soru sorularak öğretilmeye çalışılmıştır. Ayrıca bazı güncel meselelerede (önceden fetvası verilmeyip sonradan çıkan ) ve müslümanların bocaladığı, Helal midir ? Haram mıdır ? şüphesini taşıdığı terimlerde bu programda etraflıca ehil hocaefendilerden öğrenilerek aktarılmıştır.
Kısacası hem dünya hem Ahiret için gönderilen dinimizin Ameli, İtikadi, Ahlaki ve Siyasi yönündeki görüşlerini Ehli Sünnet Ve Cemeat çerçevesinde bu programda bulabileceksiniz. Çalışma bizden Tevfik Allah (C.C)tandır. |
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: PEYGAMBERLER TARİHİ |
 |
PEYGAMBERLER TARİHİ
Yazar : M. İSA MÜFTÜOĞLU
Baskı Yılı : 2005
Yayın Evi : DÜŞÜNCE YAYINLARI
Sayfa : 283
Tarih boyunca peygamberler, gönderildikleri kavimleri Allah''a iman etmeye ve yalnızca O''na kulluk etmeye çağırmışlardır. İnsanlara hak dini tebliğ etmiş ve örnek insan modelini bizzat kendi yaşayışlarıyla tanıtmışlardır. Bu nedenle, Cenab-ı Allah''ın seçkin kulları olan peygamberlerin üstün kişilikleri, güzel ahlak özellikleri, davranış şekilleri ve olaylar karşısında göster-; dikleri tepkiler müminler için en güzel örneği teşkil eder. Peygamberler, içinde yaşadıkları toplumlara bizzat örnek oldukları gibi, Kuran-ı Kerim''de tarif edilen özellikleriyle kendilerinden sonra gelen müminlere de yol göstermişlerdir.
Peygamberlerin her birinin Kuran''da övülen birçok güzel özellikleri vardır. Dolayısıyla iman edenler Kuran''da peygamberlerle ilgili bildirilen her detayı dikkatle incelemeli, bu insanların yaşamlarını, gösterdikleri güzel ahlak örneklerini, Allah''a olan derin bağlılıklarını kendilerine örnek almalıdırlar Her peygamberin, gönderildiği kavim, karşılaştığı olaylar, Allah''ın varlığını anlatırken kullandığı yöntemler birbirinden farklı olmuştur. Bu yüzden peygamberlerin içinde bulundukları kavimlerin özellikleri, insanların Allah''a iman etmeye davet edildiklerinde peygamberlere gösterdikleri tepkiler, peygamberlerle birlikte inananların karşılaştıkları zorluklar bize ışık tutan çok önemli bilgi ve tecrübelerdir.
|
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: MEVLANA - İNSANLIĞA, SEVGİYE VE BARIŞA ADANMIŞ BİR HAYAT |
 |
MEVLANA - İNSANLIĞA, SEVGİYE VE BARIŞA ADANMIŞ BİR HAYAT
Yazar : KOLEKTİF Baskı Yılı : 2005 Yayın Evi : KAR YAYINLARI Sayfa : 240
Evrensel barışın simgesi büyük düşünür mevlana''yı anlamak; sevgiyi, barışı, insanlığı anlamaktır!
Eğer kalıcılık istiyorsan dünyayı; zenginlik istiyorsan, ahireti bırak.
Kendi ruhunda yolculuk yapmak istiyenlerin...
Kendini bilmek ve tanımak isteyenlerin rehberi.
Yüzlerce yıldır, her türlü karanlığı aydınlatan ışık...
Her şeyi terk et; öyle gel bize...
Her kim fakirlik dünyasına girmek istiyorsa, önce dünyanın dörtte birini terk etsin; her kim fakirliğin sırrını anlamak ve orada dolaşmak istiyorsa, dünyanın yarısını terk etsin; her kim Hz. Muhammed''e yaraşır fakirliği isterse, bütün dünyayı tekmeleyip bıraksın. Her kim Hz. Muhammed''in olgunluk derecesine ulaşmak isterse, dünya ve ahireti terk etsin ki sonunda Allah''a ulaşabilsin ve halis bir kul gibi Allah için, Allah''tan başka şeyleri terk etsin. İşte o zaman dünya, onların içinde ne varsa, böyle halis ve muhlis bir kula feda olur.
Eğer kalıcılık istiyorsan dünyayı;
Zenginlik istiyorsan, ahireti bırak.
Eğer Allah''ı istiyorsan dünyayı da,
Ahireti de, bütün her şeyi bırak;
Öyle gel bize.
|
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: Peygamberimizin Hayatı - 1 (ciltli) |
 |
Salih Suruç
Günümüzde insanlığın asıl ızdırabı, kainatın efendisi Hz. Muhammed'i (a.s.m.) tam manası ile tanımamış, hakiki şahsiyetini bilememiş olmasından ve getirdiği, hayat bahşeden esaslara aşk ve şevk içinde kucak açmayışından gelmektedir. Dünyanın manevi sarsıntısı da, sıkıntısı da, anarşi ve huzursuzluk içinde bocalayışı da bundan doğmaktadır. Onu anlamadıkça sevmedikçe ve hayat bahşeden prensiplerini kendisine rehber edinmedikçe de insanlığın bu sıkıntı, sarsıntı ve buhrandan kurtulması mümkün değildir. İnsanlık onu anlamak zorundadır! Bu eserimiz, onun bir nebze olsun anlaşılmasına vesile olacaksa kendimizi bahtiyar addedeceğiz.
Özellikleri:
ISBN: 975-408-020-8 Ebad: 13,5 x 19,5 cm. Sayfa Sayısı: 742 Özellikler: Ciltli, Book Paper Kağıt. İstanbul, Mayıs 2002
|
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: Peygamberimizin Hayatı - 2 (Ciltli) |
 |
Salih Suruç
Günümüzde insanlığın asıl ızdırabı, kainatın efendisi Hz. Muhammed'i (a.s.m.) tam manası ile tanımamış, hakiki şahsiyetini bilememiş olmasından ve getirdiği, hayat bahşeden esaslara aşk ve şevk içinde kucak açmayışından gelmektedir. Dünyanın manevi sarsıntısı da, sıkıntısı da, anarşi ve huzursuzluk içinde bocalayışı da bundan doğmaktadır. Onu anlamadıkça sevmedikçe ve hayat bahşeden prensiplerini kendisine rehber edinmedikçe de insanlığın bu sıkıntı, sarsıntı ve buhrandan kurtulması mümkün değildir. İnsanlık onu anlamak zorundadır! Bu eserimiz, onun bir nebze olsun anlaşılmasına vesile olacaksa kendimizi bahtiyar addedeceğiz.
Özellikleri:
ISBN: 975-408-019-4 Ebad: 13,5 x 19,5 cm. Sayfa Sayısı: 540 Özellikler: Ciltli, Book Paper Kağıt. İstanbul, Mayıs 2002
|
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: Kur'an'dan Esintiler |
 |
Ihsan Atasoy
Kur'an dünün ve yarının olduğu gibi, bugünün de kitabı... Her asırda gençleşen ve her asır insanın kendine pay çıkaracağı ilahi bir hitap... Çünkü o, "insanlığın hakiki hikmeti" ve onu saadete götüren gerçek mürşid ve klavuz... Bir şeriat ve dua kitabı olduğu gibi, bir emir ve davet, bir zikir ve fikir kitabı aynı zamanda... İnsanlık aleminin eğiticisi; en büyük insanlık olan İslamiyetin suyu ve ışığı... Ahiret alemlerinin mukaddes haritası; görünen alemde gayb aleminin konuşan dili... Allah'ın zatını, sıfatlarını, isimlerini, fiil ve işlerini açıklayan sözü, apaçık yorumu, kesin delili, parlak tercumanı... Kur'an'dan esintiler, sizi Kur'an ikliminde dolaştırıyor ve Cennet-asa bahar ülkelerine götürüyor.
Özellikleri:
ISBN: 975-6401-66-4 Ebad: 13,5 x 19,5 cm. Sayfa Sayısı: 192 Özellikler: Book Paper, Karton Kapak. Aralık - 2003 |
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: Nur'dan İlhamlar |
 |
Abdülhamit Oruç
Elimizde bir meyveyi, mesela bir portakalı aldığımızda, onun güzel bir sureti olduğunu görürüz, bu ondaki Musavvir isminin tecellisidir. Portakalın belli bir miktarı vardır, bu da Mukaddir ismini gösterir. Portakaldaki renk ve koku Latif isminin tecellisidir. Kabuğunun, onun koruyucu olması Hafiz ismine delalet ederken, rızık olma yönünden Razzak ismini onda okuruz. İçindeki, şifa veren hassalarından dolayı, Şafi ismine mazhariyetini müşahede ederiz. Bütün bunların boş ve abes olmadıkları noktasından Hakim ismini görürüz. Bu meyvedeki Allah'ın insanlara olan sonsuz merhametinden Rahim ismini müşahede ederiz. Bakınız, bir tek portakal meyvesinde, kasır anlayışımız ve gafil halimiz ile kaç tane ism-i ilahiyi okuyabiliyoruz. Esma-i İlahiyi çokça anmak ve tefekkür etmek, rastgele bir davranış değildir; kişiyi Allah'a imana, marifet-i İlahiye, muhabbet-i Veduda ve iki cihan saadetine ulaştırması sebebiyledir.
Özellikleri:
ISBN: 975-6401-96-6 Ebad: 13,5 x 19,5 cm. Sayfa Sayısı: 130 Özellikler: Book Paper, Karton Kapak. Nisan - 2004
|
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: İlimlerden Allah'a |
 |
Prof. Dr. Faris Kaya
Bu kitap, kainat ve içindekilere bakışla alakalı bir fikir demeti veya sesli tefekkürdür. İlimlere, bilhassa maddeyi ve fiziki olayları inceleyen fen ilimlerine dikkatle bakıldığında, insanı Allah'a götüren birer pencere olduğu görülüyor. Yerine göre bir çiçekte, bir sinekte ve fiziki bir olayda tesadüfe yer olmadığı, olması muhtemel ve fakat katiyen karışıklık ve düzensizliğin eşine rastlanmadığı örneklerle, akli, mantıki delillerle nazara verilmiştir. İlimlerin, bilhassa fen ilimlerinin insanı Allah'a götüren iyi birer öğretmen olduğu, akılda kalıcı basit, pratik örneklerle ortaya konmuştur.
Özellikleri:
ISBN: 975-408-267-7 Ebad: 13,5 x 19 cm. Sayfa Sayısı: 224 Özellikler: 2. Hamur, Karton Kapak. İstanbul, Eylül 1995 |
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: Hitap Çiçekleri |
 |
M. Fethullah Gülen
O gönlünü gülşen etmişti. "Resulullahın terinde gül kokusu var" diye, bu yolu seçmişti, "Dikenler benim hatalarım, gül onun" deyip, gözyaşlarıyla bu bahçeyi suluyordu. Domur domur, gonca gonca güller vardı. Güller renk renk, desen desendi. Buram buram kokuyor ve yeşil yeşil yapraklar, manzaraya bir başka hal veriyordu. 1970'lerde başlayan hitapları bugün Türkiye hudutlarını aşmış, Türk Cumhuriyetlerinde ve dünyanın dört bir bucağında yeni yeni çiçekleri açtırmıştır. Cennet gibi baharın birer müjdecileri olarak... "Örnek Cemaat"i, "Saadeti arayan insan"ı, "Dava Adamı"nı, "Ümit tomurcukları"nı tanımak istiyorsanız, gülşende dolaşmak, gül koklamak istiyorsanız, işte size bir demet...
Özellikleri:
ISBN: 975-408-258-8 Ebad: 13,5 x 19 cm Sayfa Sayısı:216 Özellikleri: Book Paper Kağıt, Karton Kapak. İstanbul, Ekim 2001
|
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
| |
 |
|
 |
| |
| :: Biz Osmanlıyız |
 |
Yavuz Bahadıroğlu
• Osmanlı yürekli olmak… • Fatihler nasıl yetişir? • Devlet, milletle nasıl bütünleşir? • Amerika’dan nasıl vergi alırdık? • Padişahlar diktatör müydü? • Farklı kültürler nasıl bir arada yaşardı? Tarih sürekli bir başlangıçtır. Şimdi Osmanlı zamanı… Osmanlı toplumu, bir “sevgi, şefkat ve yardım toplumu’ydu. Devlet, “hayat ve hayrat devleti”, insan “hayrat ve hasenat insanı”ydı. Osmanlı’da hayat ahirete dönüktü. Ahirete dönük olduğu için de hayatta fuzuli şeylere yer yoktu. Osmanlı insanı “kıble yürekli”ydi. Faziletliydi, dürüsttü, çevreciydi, medeniydi, nazikti; cihana örnekti. Hedef ve gayret sahibiydi. Zaferler ve başarılar hayatın bir parçasıydı. Osmanlı’da, insan hakları gözetilirdi. Herkes ibadetinde, kıyafetinde, seyahatinde, ticaretinde özgürdü. Osmanlı’da “güçlü olan haklı” değil, “haklı olan güçlü”ydü. Adalet duygusu, hayatın her alanını kaplamıştı. Devlet milletle bütünleşmişti. Farklı kültürler, asırlarca barış içinde bir arada yaşamıştı. Osmanlı, yetiştirdiği “cevher insan”larla dünyaya nam salmıştı. *** Tarih gerçek bir “ibret aynası” ve tam bir “tecrübe tahtası”dır. Ve boşuna yaşanmış bir tecrübeler yığını değildir. Bugün, geçmişimizden ders almanın ve “yeniden Osmanlı” demenin tam zamanı…
Özellikleri:
ISBN: 975-269-145-5 Ebad: 13,5 x 19 cm. Sayfa Sayısı: 224 Özellikler: Book Paper, Karton Kapak. Şubat – 2006
|
|
Fiyatı : |
 |
|
|
 |
|
 |
|
 |